Güney Kore Hakkında Genel Bilgi

Güney Kore Hakkında Genel Bilgi

Kore Kuzeyden güneye 1100 km2'lik bir alana yayılmış olan Kore yarımadasında kurulmuştur. Kore yarımadası Asya anakarasının kuzeydoğu bölgesinden, Pasifik Okyanusunun en batı kısmıyla Kore sularının karıştığı bölgede yer alır, yarımadanın kuzeyinde Çin ve Rusya, doğu da Doğu Denizi ve Japonya vardır. Bununla birlikte Kore'ye ait 3000 ada vardır. Kore toplam olarak 222.154 km2'lik bir yüzölçümüne sahiptir ki bu Britanya ve Romanya ile yaklaşık aynıdır. Bu bölgenin %45'i ki bu 99.000km2'ye denk geliyor, işlenebilir topraklardır, buna daha sonra elde edilen topraklar dahil değildir.

Tıpkı Portekiz,Macaristan ve İrlanda'da olduğu gibi dağlık alanlar Kore'nin yaklaşık üçte ikisini kaplar. Tebek Dağları Doğu denizinin dalgalarının açtığı derin uçurumlar ve kayalık koyların bulunduğu doğu kıyısı boyunca uzanır. Batı ve güney sahilleri çok dik olmamakla birlikte hem düzlükler hem de koylarla kaplı birçok adayla çevrilidir.

Yarımada da çok güzel manzaralı dağlar ve ırmaklar vardır bundan dolayı da Koreliler ülkelerine "altın dantelle örülmüş ülke" derler. Kuzey Kore'deki en yüksek tepe 2744 m yüksekliğinde ve kuzey sınırında Çin'e bakan Pektusan dağıdır. Pektusan dağı sönmüş bir yanardağdır.Duruğunda Çonci yada Gökyüzü Gölü adında bir krater gölü bulunur. Bu dağ Koreliler için önemli bir simgedir ve Kore'nin ulusal marşında da adı geçer.

Kore büyük bir alana yayılmasa da çok sayıda akarsuya sahiptir. Bu akarsular Kore'nin sanayisinin gelişmesinde ve oluşturdukları yaşama biçiminde önemli rol oynamışlardır. Pektusan dağından doğan ve yarımadanın kuzey sınırını oluşturan iki ırmak Amnokkang (Yalu, 790 km) ve Tuman-gang (Tumen, 521 km) Kore'nin en uzun iki ırmağıdır. Yarımadanın güneyinde bulunan Naktong-gang (525 km) ile Han-gang (514 km) ırmakları bölgenin iki önemli su yolunu oluşturur. Hangang ırmağı Güney Kore'nin başkenti Seul'un içinden geçer ve bu ırmak modern Kore'nin içinde yaşayan bir çok insan için önem teşkil eder.

Yarımadanın üç tarafını da kuşatan deniz eski çağlardan beri burada yaşayan insanların hayatında önemli rol oynar, bu nedenle bölgede gemi yapımı ve deniz gemiciliği oldukça gelişmiştir.

Halk ve Nüfus

Kore halı tek etnik topluluktur ve tek dil konuşur. Farklı fiziksel özellikleri olan Koreli'lerin Kore yarımadasına Orta Asya'dan göç eden Moğol ırklarının torunları oldukları sanılmaktadır. Yedinci yüzyılda yarımadanın farklı bölgelerinin Silla krallığı (İS.57-İS. 935) tarafından birleştirildiğini bu tarihten sonra halkın yerleşik,birlik ve bütünlük içinde bir yaşam sürdürdüğünü, bu dönemin onlar için yeni bir yaşam tarzının başlangıcı olduğunu bilmekteyiz.

2002 yılı sonu itibariyle Kore'nin nüfusu 47.640.000 ve km2 başına düşen insan sayısı da 479 olarak bilinmektedir. Kuzey Kore'nin nüfusu ise 22.253.000 olarak tahmin edilmektedir. 1960'lı yıllarda Kore'de %3'lük nüfus artışı varken bu oran sonraki on yılda %2'ye geriledi. Bugün bu oran %0.6'dır ve 2020 yılında bu oranın %0.06'ya gerilemesi beklenmektedir. Nüfusun her geçen yıl yaşlanması Kore'nin nüfus yapısında dikkat çeken bir eğilim olarak görülmektedir. 1999 yılı itibariyle toplam nüfusun %6.9'u 65 yaşın üstündedir ve bu 2002 yılında %7.9'a ulaşmıştır. 1960'lı yıllarda Kore'nin nüfus dağılımı yüksek doğum oranı ve kısa yaşam süresi nedeniyle şekil olarak piramite benziyordu. Fakat şimdilerde bu şekil daha çok bir çan'a benziyor. Bunun nedeni ise düşük doğum oranı ve uzun yaşam süresidir. 2020 yılına kadar genç nüfusun (15 yaşından küçükler) tolam nüfus içindeki oranı azalacak ve yaşlıların (65 yaşından büyükler) oranı ise %15.1'li değerlere ulaşacaktır.

1960 ve 1970'li yıllarda hızlı sanayileşme ve dolayısıyla köylerden kentlere özellikle de Seul'e hızlı bir göç başlamıştır. Bu da bu gibi yerlerde aşırı nüfus yoğunluğuna neden olmuştur. Fakat kentleşmenin şehir dışlarına doğru yapılması, düzenli ve makul bir yapılanma içine girmesi bu artışı biraz daha düzenli ve makul hale getirmiştir

Dil

Bütün Koreliler aynı dili konuşur ve yazarlar ve bundan dolayıdır ki, Kore'de güçlü bir ulusal kimlik gelişmiştir. Korece'nin Seul'de konuşulan standart Korece de dahil olmak üzere, değişik şiveleri vardır, ama bunlar, Jeju-do ili şivesinin dışında, insanların birbiriyle anlaşma engel olmayacak kadar birbirine bezer. Dinsel ve etnolojik incelemeler sonucunda Kore dilinin Orta Asya'nın Ural-Altay dil ailesinden olduğunu biliyoruz. Bu ailenin içinde Türkçe, Macarca, Fince, Moğolca, Tunguzca, ve Japonca da vardır.

Hangıl denen Kore alfabesi 15. yy. Da Kral Büyük Sejong'un desteğiyle yaratılmıştır. Bunun öncesinde ise dilin zorluğundan dolayı nüfusun çok azı Çin harflerini (karakterlerini) öğrenebiliyordu. Bir Korece yazma sistemi yaratma çabası içindeki Kral Sejond ve dil bilgileri, bu oluşumu sağlamlaştırmak için Çin,Uygur, Moğol dil ve harflerini incelemişlerdir.. Ama onların kurdukları bu sistem, asıl olarak, yaptıkları ses bilimi incelemelerine dayanır. Tüm bunlardan önce bunlar geleneksel Çin sesbilgisindeki ikili hece bölümünün dışında heceleri başlangıç, orta ve son sesler olmak üzere ayırarak yeni bir sesçil kuram ortaya çıkardılar.

Hangıl alfabesin de 10 ünlü ve 14 ünsüzü bir araya getirerek oldukça çok miktarda hece grupları meydana getirilebilir. Yalın, aynı zamanda sistematik ve kapsamlı olan Hangıl dünyadaki en bilimsel yazı sistemlerinden biri olarak bilinir. Hangıl'ı yazması ve öğrenmesi çok kolay olduğundan dolayı, Kore'de yüksek bir okuryazarlık oranı vardır ve bu aynı zamanda ileri kitap basma sanayisine büyük artılar kazandırmıştır.

İklim

Kore'de 4 mevsin de görülür. İlkbahar va sonbahar kısa, yaz sıcak ve nemli, kış ise soğuk ve kurudur, oldukça da kar yağar. Kore'de sıcaklıklar bölgelere gore değişir.

Genelde ülkede 6C0 ve 16C0 ortalama sıcaklık vardır. Ağustos ayı ki yılın en sıcak ayıdır ortalama sıcaklık 19C0 ile 27C0 arasında değişir. Yılın en soğuk ayı olan ocak ayında ise -8C0 ve 7C0 arsında değişen bir sıcaklık görülür.

İlkbaharın başında değişken bir havaya sahip olan bölgede bu dönemde bol yağış ve Kuzen Çin'in çöllerinden "sarı toz" taşıyan rüzgarlar görülür. Fakat nisan ayının ortalarına doğru dağların, tarlaların yeşermesi renkli yaban çiçelerinin açmasıyla birlikte yumuşak bir hava yaşanır. Çiftçiler bu dönemde pirinç üretmek için tohumlarını hazırlar.

Sonbahar, mavi gökyüzü ve serin havasıyla Korelilerin en sevdiği mevsimdir. Kırlar bu mevsimde renk cümbüşüyleayrı bir şenlenir, Ürünlerin alındığı bu dönemde bir çok festival ve şenlikler yapılır.

Din

Diğer birçok ülkede olduğundan farklı olarak, Kore'de halkın büyük çoğunluğu tek bir dini inanışa sahip değildir. Halkın kendi eğilimleri ve yaşam biçimlerine göre dini inanışlar çeşitlilik göstermektedir.

Halkın bu şekilde birçok farklı dini inanışa sahip olması, tarihte özellikle Şamanizm, Budizm, Taoizm, Konfüçyanizm, ve yine yakın tarihte Hıristiyan etkisi altında kalmasından kaynaklanmaktadır.

Anayasası tarafından halkın dini özgürlüğünün garanti altına alındığı Kore'de, 1995'te yapılan araştırmada halkın %50.7'sininkendine has dini inanışlarının olduğunu saptamışlardır. Genel anlamda ise halkın %46'sı Budist, %39'u Protestan, %13'ü de Katolik'tir. Bunların haricinde kalan kısmı ise Şamanizm, Konfüçyanizm ve İslam oluşturmaktadır.

Budizm

     Budizm ile Kore yarımadasının tanışması 372 yılında Koguryo krallığına Çin'den gelen Keşiş Sundo ile olmuştur. 384 yılında ise pekçe Hanedanlığı Keşiş Malanda ile Budizm'i tanıdı. Şilla krallığında ise Budizm'in yayılması Keşiş Ado tarafından 5inci yüzyılda olmuştur. Budizm özellikle Üç Krallık döneminde ülkenin önde gelen kişileri tarafından oldukça benimsendi. Bundaki en önemli etken ise devlet yönetiminin ruhsal yapısıyla Budizm'in oldukça büyük benzerlikler göstermesidir.

     Kralın koruması altında olan Budizm, yapılan birçok tapınakla, manastırla oldukça yayıldı. Altıncı yüzyılda Keşişler ve zanaatkarlar kutsal kitapları ve hazırladıkları belgelerle Japonya'ya giderek burada Budizm'in temellerini oluşturdular.

     Şilla'nın 667 yılında yarımadayı birleştirmesiyle, Budizm ülkenin dini haline geldi. Bu dönemde oldukça önemli eserlerin ortaya çıkmasına da vesile olan Budizm, özellikle Bulguksa Tapınağı, Gyeongju'da ki kalıntılar ile bunu ortaya koymuştur.

     Koryo Hanedanlığının kuralları da bu inanışın altında kalmıştır. Yine bu dönemde de resim ve sanatta önemli yapıtlar oryaya konmuştur. Budizm için oldukça önemli olan Bulguksa tapınağına bu dönemde yapılmıştır. 1392 yılında kral Yi Seong Gye ülke yönetimini Budist etkiden çıkartmış Konfüçyanizm etkisi altında bir yönetim sergilemiştir.

     1910 yılında Japonya'nın Kore'yi himayesi altına almasından sonra ise, Japonya Kore Budizm'i üzerinde büyük bir baskı oluşturmuş ve kendi düşüncelerini aşılamaya çalışmıştır.

Şamanizm

     İlkel bir din olan, sistematik bir yapısı olmayan Şamanizm halkın günlük yaşamı için önemli değerler taşır. Kore'de yaşayın eski insanlar dünyada bulunan tüm nesnelerin bir ruhunun olduğuna inanırlardı. İnsanların asla ölmeyen bir ruhlarının olduğunu düşünürlerdi. Eski insanlar iyi ruhların güneş gibi olduğuna ve insanoğluna iyi şans getirdiğine, kötü ruhların ise felaket getirdiğine inanırlardı.

     Şamanizm tarihte yavaş yavaş gelişerek Konfüçyanizm ve Budizm'e halkı yönetmek için gerekli olan bilgi ve düşünceyi sağlamıştır. Şaman inancına göre, kötü şansın önüne geçilebilir, hastalıklardan kurtulunabilir ve diğer dünya ile bağlantı kurulabilir.

     Kore Şamanizm'i kutsal ruhlar gibi taşta da, ağaçta da, dağda da , akarsularda da ruhların bulunduğunu ve binlerce ruh ve şeytanın bunlara taptığına inanmaktadır.

     Şamanizm eski Kore'de korku ve batıl inancın diniydi fakat modern tarihte kendi kültürlerinin renkli bir parçası olarak yer almaktadır. Şamanizm dini törenleri ise özellikle, kötü ruhları kovmak için yapılan törenlerle, müzik ve dansın tiyatro ile iç içe sergilenmesiyle oldukça zengin bir tören haklini almıştır.

     Diğer gelişmiş dinlerde (Taoizm, Konfüçyanizm ve Budizm) Şamanizm'i tamamıyla bir kenara bırakmadılar. Bunlar Şamanizm'in inançlarını kendi içlerinde özümsediler.

     Şamanizm Kore halkının dini inanışlarının temel bir yapıtaşı olarak bulunmaktadır ve büyük bir önem taşımaktadır.

Konfüçyanizm

     Konfüçyanizm, Konfüçyüs tarafından bulunan ahlaklı ve dürüst bir dini inanış esasına dayanmaktadır. Temel olarak iyi bir aile ve toplum yönetimi ve yaşamı için, ahlaki değerleri, hayırsever düşünceleri, doğruluğu, uygun davranışları ve akıllı lider olmayı uygun görmektedir.

     Konfüçyanizm, Budizm'in ilk zamanları gibi tanrı inanışına sahip değildi, fakat yıllar geçtikçe bilge insanlar bunu biraz değiştirdi.

     Konfüçyanizm'in ortaya çıkışı Hıristiyan döneminin başlarında Çin yazılı yapıtlarının ortaya çıkmasıyla birlikte başlamıştır. Üç Krallık dönemindeki Koguryo, Bekçe ve Şilla krallıklarından kalıntılar o dönemin Konfüçyanizm etkisi altında ne kadar olduğunu göstermektedir. Koguryo Krallığında bu dönemde adı "Daehak" olan bir üniversite kuruldu ve bu Konfüçyanizm hakkında çalışmalarda bulundu. Bekçe Krallığı da buna benzer bir yapılanmada bulundu.

     Onuncu yüzyılda Koryo Krallığında Budizm Ülkenin genel dini idi fakat ülkenin yönetim yapısı Konfüçyanizm üzerine kuruluydu.

     1392 yılında kurulan Çosan hanedanlığı Konfüçyanizm'i ülkenin resmi, dini olarak kabul etti ve bu sistemi eğitimde, resmi törenlerde, sivil yönetimde kullanmak için geliştirmeye çalıştı. 19'uncu yüzyılda Kore'nin batılı ülkeler ve özellikle Japonlar tarafından istila edilmesiyle Konfüçyanizm bu güçlerle savaşabilmek için büyüdü. Tabi bu çalışmalar bu inanışın zamanın gereklerine göre adapte olmasını kolaylaştırdı ve hızlandırdı.

     Günümüz Kore'sinde Konfüçyanizm atalarından kalan inanışları hala devam etmekte ve kuşaklara bu aktarılmaktadır.

Katolik

     Kore'de Hıristiyan misyonu çalışmaları on yedinci yüzyılda Çin İmparatorunun Beijing'e Katolik misyonerlerinden Matteo Ricci'yi getirmesiyle başlamıştır. Din öğretilerinde batı kurallarını içeren bu kitap (güneş takvimi) gibi buradaki bilginlerin dikkatini çekti ve bu konuda merak uyandı.

     18inci yüzyılda ise bu konuda çeviriler yapan ve çalışan bilginler oldu. 1794 yılında Çinli papaz Chu Mun-mo gelene kadar Kore'ye hiçbir papaz gelmedi. Bu arada karşı çıkanlar olsa da gelişim hızla arttı. 1865 yılına gelindiğinde bir düzine papaz yaklaşık 23.000 kişilik bir inananlar topluluğuna hitap etmeye başladı.

     1963 yılına dönemin prensi yabancı düşmanlığı besleyen Daewongun 1873 yılına kadar bu insanlara zulümler yaptı. 1925 yılında Çosan hanedanlığı sırasında şehit olan 79 Koreli Roma'ya getirildi ve buna 1968 yılında 24 kişi daha eklendi.

     Kore savaşının ardından oluşan ortamda Katolik Cemaati oldukça hızlı bir şekilde gelişti. Kore Katolik Kilisesi 1962 yılında oluşumunu tamamen tamamladı.

     1984 yılında Papa II John Paul'ün burayı ziyareti ve Vatikan'ın dışında yapılan ilk kutsal törenin burada gerçekleşmesi burayı dünyanın dördüncü en büyük Katolik topluluğu haline getirmiştir.

Protestan

     Kore'ye Amerikalı doktor Horace N.Allen 1884 yılında, ve ondan bir yıl sonra Sistem geliştirme uzmanı Henry G. Appenzeller'in gelmesiyle Kore'de Protestan konusunda çalışmalar başladı. Bu kişiler Protestan mezhebini takip ederek bu konuda çalışmalar yaptılar. Bu grup Kore toplumuna gerek eğitim alanında gerekse sağlık konusunda yardım ederek kendi düşüncelerini topluma yaydılar. Dr. Seo Jae-pil, Yi Sang-Jae ve Yun Chi-ho gibi Koreli bağımsız liderler bu konuda tüm politik sorunları üstlendiler.

     Protestanların özel okulları Yonhi ve Ewha okulları bu düşünceyi yaymak için çalışmalar yapan okullardır. Diğer Hıristiyan gruplarına benzer olan Seul genç Adamlar Hıristiyan Grubu ( Seul Young Men's Chritian Association YMCA) 1903 yılında kuruldu. Bu grup genç Korelileri bu gruba dahil etmek için çeşitli çalışmalar yaptılar. Bu grup ayrıca toplumdaki aksaklıkların giderilmesi için birçok çalışmada da bulundu.

     1905 yılında ise büyük bir törenle açılan Protestan kilisesi bu konuda olan yaygınlaştırma çalışmalarına büyük hız verdi. Dört yıl sonra yapılan "Hıristiyanlar için 1 milyon ruh" kampanyası ise bu konuda büyük bir kitleyi etkisi altına almıştır. Protestan inanışı sadece dinsel bir inanış olarak değil hem politik hem sosyal hem eğitim hem de kültürel açıdan oldukça ilerleri ve taraftar buldu.

İslam

     Korelilerin İslam diniyle tanışması ilk olarak yirminci yüzyılın başlarında Japon baskısından kurtulmak için Çin'in kuzeydoğusuna gelip buraya yerleşen insanlar ile oldu.

     Bu az sayıdaki insan 2. Dünya savaşıyla birlikte eski yaşadıkları yerlere geri döndüler fakat ibadet etmek için gerekli fırsatı 1950-53 yılları arasında Birleşmiş Milletler Kuvvetleriyle birlikte gelen Türk askerlerine katılarak bulabilmişlerdir.

     Seçimle başa gelen ilk Koreli imam ile birlikte 1955 yılında İslam grubu kurulmuştur. 1967 yılında Seul de yapılan cami ve ardında 1976 yılında Kore Müslümanları federasyonunun kurulmasıyla oldukça büyümüştür.

Yaşam KORE

Kore Eğitim Sistemi

     Kore'de çocuklar 6 yaşında 6 yıllık ilkokul ile eğitim serüvenine başlıyorlar. 12 yaşından 14 yaşına kadar 3 yıllık ortaokul, 15 yaşından 17 yaşına kadar 3 yıllık lisede okuyorlar. Bu yaştan sonra 4 yıllık üniversiteye başlıyorlar. Bunların dışında 2 yıllık ön lisans ve meslek okulları da vardır.

     Kore devleti eğitim sistemine oldukça önem vermektedir. Sadece Seul kentinde 2770 okul bulunmaktadır. Bunların 1370'i anaokulu, 512'si ilkokul, 352'si ortaokul, 15'i yüksekokul ve 36'sı üniversitedir.

     Kore'de yaşayan yabancı uyruklu vatandaşlar yabancı dilde eğitim veren okullara kendi seçimleri doğrultusunda eğer ikametleri varsa kaydolabiliyorlar.

Anaokulu

     Burada çocuklar ilkokula hazırlanır ve ortalama günde 3 saat burada bulunurlar.

İlkokul

     Burada amaç çocuklara temel eğitim vermek ve onları duyarlı bir vatandaş olma yolunda ilk adımlarını atmalarında yardımcı olmaktır. Yılda yaklaşık 220 gün süren bu eğitim döneminde ahlak eğitimi, Kore dili, toplumsal incelemeler, matematik, fen, müzik, resim, el sanatları, beden eğitim ve kabiliyetlerini keşfetmelerini sağlayan dersler ve eğitimler verilir.

     İlkokul öğretmenlerinin tamamı 4 yıllık üniversite mezunudur.

Ortaokul

     İlkokulu bitirmiş olan 12-14 yaşlarındaki çocuklar ortaokula başlamaya hak kazanır. 11 temel yada zorunlu dersten oluşan bu dönem de mesleki kurslar ve seçmeli derslerle mesleki yönlendirme yapılır.

     1970 yılında ortaokullarda ki öğrenci-öğretmen oranı 42,3 iken bu rakam 2000 yılında 20.1 olmuştur.

Lise

     Liseye girişte öğrenciler kendilerine tamamıyla yön verecekleri bir döneme gelmiş olurlar. Kişinin karakteri, yaratıcılığı, analitik düşünme yeteneği, kabiliyetleri ve hedefleri doğrultusunda bir liseye giderler. Ülkede liseler 2 farklı lise vardır. Genel ve meslek liseleri olmak üzere ikiye ayrılan liseler özellikle mesleki açıdan oldukça iyi eğitim vermektedirler. Meslek liselerine (tarım, teknisyen, ticaret, deniz incelemeleri) girecek öğrencilerin bir çok seçeneği vardır. Her okul kendi yaptığı özel bir sınavla öğrenci alır. Genel liselerde ise fen, yabacı dil, resim alanında çalışan özel alan okulları da vardır.

Üniversite

     Ülkede yüksek öğrenim 7 kategoride eğitim vermektedir.

1- Kolej ve Üniversiteler
2- Endüstri Üniversiteleri
3- Eğitim Üniversiteleri
4- Küçük Kolejler
5- Havacılık ve Haberleşme Üniversiteleri
6- Teknik Kolejler
7- Çeşitli Enstitüler

     Lisedeki başarı durumu, bu program için yeterliliği ve ülke çapındaki bir sınav sistemi ile üniversitelere öğrenciler kabul eldir. Bunun yanında bazı üniversite ve enstitüler kendi yaptıkları sınavlarla öğrencileri alırlar.

     Devlet üniversite eğitiminde aşırı yüklenme ve çeşitliliği kontrol altına almaya çalışımakta ve üniversiteye gelen öğrenciye uzmanlaşmak istediği konu ile ilgili en uygun eğitimi vererek ne yapacağını ve nasıl yapacağını bilen bireyler yetiştirmeye çaba göstermektedir. Ayrıca üniversiteler kendi çalışma alanlarıyla ilgili olarak özel sektörle iş birliği yapmakta karşılıklı bilgi alışverişi ile birlikte daha kaliteli bir eğitim ortamının yaratılmasında çalışmaktadırlar.

Genel Ekonomik Durum

     1960 başlarında savaştan çıkmış, fakir bir tarım ülkesi olan Güney Kore, 1962'de başlatılan ihracat amaçlı kalkınma planı çerçevesinde bugün dünyada ve Uzakdoğuda sosyal ve ekonomik gelişmesinin başarılılığı açısından örnek gösterilecek bir ülkedir. dalgalanmalar yaşamakla birlikte GSYİH 1963-1990 aralığında ortalama yıllık %9 büyüme kaydetmiştir. Güney Kore'nin gelişmesinin en önemli göstergesi ihracat konusundaki büyük başarısıdır ki, Güney Kore 2001 yılında dünyanın en büyük 13. ihracatçısı konumundaydı.

     1998 yılında Uzakdoğuda gerçekleşen krizden sonra ekonomisini genel itibariyle toparlamış ve kriz öncesinden daha yüksek bir büyüme hızı yakalamış durumdadır. 1998'de %6,7 düşüş gösteren GSYİH, 1999'da kendini toparlayarak, %10'un üzerinde artış göstermiştir. Güney Kore 2000 yılında da %9,2, 2001 yılında ise 3,3 oranında büyümüştür. GSYİH'nın 2002 yılında %5,0 ve 2003 yılında %4,6 büyümesi beklenmektedir. 1999-2000'e göre düşük olan bu büyüme oranlarının nedeni en büyük ihraç pazarı olan ABD ekonomisindeki kötüye gidiş görüntüsüdür.

     Güney Kore'de kriz sonrası tekrar 400 milyar ABD$ GSYİH seviyesi aşılmıştır ve kişi başına milli gelir de 10 bin dolara yaklaşmaktadır. Bu gelişme hızı ve istikrarıyla 2005 yılında G-8'ler içinde yer almayı hedeflemektedir.

 

2000a

2001 a

2002b

2003 b

Reel GSYİH Büyümesi (%)

9,2

3,3

5,0

4,6

İşsizlik (%)

4,1

3,7

3,5

3,0

Enflasyon (%, Ortalama)

2,3

4,1

2,6

2,6

İhracat (fob, milyar $)

175,8

151,4

160,7

176,1

İthalat (fob, milyar $)

159,2

138,0

153,2

169,3

Cari İşlemler Dengesi (milyar $)

11,0

8,6

4,9

5,0

Dış Borç (yıl sonu, milyar $)

123,7c

116,2 c

114,0

112,9

Döviz kuru (Won/ABD$, ort.)

1131,0

1291,0

1292,0

1210,0


     Kriz sonrasında en hızlı kendini toparlama imalat sanayiinde olmuştur. Bu artış özellikle artan dış talep, iç tüketim talebinde canlanma ve yerel yatırımlardan kaynaklanmıştır. İmalat sanayiinin gelişmesinde en etkili sektörler ise bilgi teknolojileri ve ileri teknolojidir. İnşaat sektörü son yıllarda GSYİH içindeki payında azalma görülen önemli bir sektördür.

     1980'lerin sonuna kadar imalat sanayi GSYİH içinde yükselen bir paya sahipti (Örneğin 1973'teki ¼ paya karşın 1988'de neredeyse 1/3'tür.). Buna karşın tarım, ormancılık ve balıkçılığın GSYİH içindeki payı çeyrekten %10'a düşmüştür. Fakat 1988'den beri tarım, ormancılık ve balıkçılığın payı düşmeye devam ederken (2001'de %4,5), imalat sanayinin payı %30 civarında kalmıştır.

1997-2001 yılları arasında imalat sanayi kötü bir performans göstermesine rağmen imalat yönünden gerçek katma değer aynı dönemde yıllık ortalama %7,4 artmıştır (1997-2001 döneminde ekonominin bütününde yıllık ortalama %4,1 büyüme olmuştur.). Güney Kore şimdiye kadar ihmal ettiği hizmetler sektörünün son yıllarda öneminin farkına varmıştır. Bunun göstergesi olarak 1997-2001 döneminde toplam işgücü içinde hizmetler sektöründe çalışanların payı %66'dan %70'e yükselmiştir. Bu oran gösteriyor ki imalat ağırlıklı olan Güney Kore ekonomisi artık hizmet ağırlıklı olmuştur.

     Güney Kore ekonomisindeki bir başka önemli görüntü de uluslararası ticarete büyük oranda bağlı olmasıdır. 2001 yılında ihracat GSYİH'nin %37,7'sine denktir. Oysa 1970'lerin başında bu oran %10 civarındaydı. Bu oran 2000 yılında Japonya'da %9,7, ABD'de ise %7,8 idi. Toplam dış ticaret 2001 yılında GSYİH'nin %72,8'ine denk gelmektedir ki bu oran Tayvan ile benzerlik göstermesine rağmen Japonya ve ABD'ye göre çok yüksektir.

     Güney Kore ekonomisi için ayırdedici bir özellik de chaebol denilen dev şirketlerin ekonomideki baskın pozisyonudur. 1995'te (mevcut son veriler) en büyük 30 chaebol, Güney Kore GSYİH'nın %16'sını üretiyordu, imalat katma değeri içinde %41 ve ihracatın içinde %50 paya sahipti. 30 büyük chaebol içinde 4 büyük grup Hyundai, Samsung, Daewoo ve LG açıkça öne çıkmaktadırlar ve GSYİH'nın %9'unu üretmektedirler.

     Güney Kore'nin "chaebol"leri sıklıkla Japonya'nın "keiretsu" iş gruplarıyla karşılaştırılır. Fakat bu ikisi arasında iki belirgin farklılık vardır. Birincisi, "chaebol"ler hala çoğunlukla kurucu aileler tarafından kontrol edilmesine rağmen "keiretsu"lar profesyonel yöneticiler tarafından yönetilir. İkincisi, Güney Kore hükümetinin "chaebol"lerin özel banka sahibi olmasını engellemesine rağmen Japonya'daki "keiretsu"lar bağlı bir banka ile çalışırlar.

     1999 yılı başından beri sürekli yükseliş gösteren özel tüketim, 2000 yılında %7,1 artış göstermiştir. Gerileyen işsizlik oranı, borsadaki gelişme ve genel olarak ekonominin istikrar kazanması iç piyasadaki canlanmanın temel sebepleri olarak görülmektedir. Özellikle dayanıklı tüketim mallarında (otomobiller, cep telefonları, bilgisayarlar ve mobilya), lüks tüketim mallarında ve turizm harcamalarında ciddi artışlar görülmüştür. Yurtdışına tatil için gitme %90 artış göstermiştir.

Enflasyon

     1999'da %1'in altında kalan enflasyon 2000 yılında yükselme eğilimine girmiş ve yıllık %2,3 olarak gerçekleşmiştir. 2001 yılında enflasyon oranını yükselmeye devam ederek yıl sonunda yıllık enflasyon rakamı %4,1 olarak gerçekleşmiştir. Bunun sebebi Won cinsinden artan ihracat ve ithalat fiyatlarıdır. Yakıt ve sağlık hizmetleri sektöründeki hızlı fiyat artışları enflasyonu körüklemiştir. 2002 yılında ise enflasyon oranı düşerek %2,6 olmuştur.

Teknoloji

     Ülkede çok eskiden beri süregelen bir teknoloji politikası vardır. 1960'lı yıllarda başlayan teknolojiyi geliştirme çalışmaları, günümüzde oldukça ilerlemiş bir teknoloji oluşumunu meydana getirmiştir. 1966 yılında kurulan Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü (KBTE) ve 1967 yılında kurulan Bilim ve Teknoloji Bakanlığı (BTB) teknoloji ilerlemeleri konusunda önemli adımlar olmuştur.

     Bu oluşumun başlaması ilk başlarda teknolojinin daha çok alınması ve uygulanması şeklindeydi fakat 1980'lere gelindiğinde artık AR-GE harcamalarının başlatılması ve teknolojinin üretilmesi çalışmaları başlatıldı. Hükümet ülkenin uluslar arası rekabet gücünü genişletmek için özellikle 1990'larda AR-GE harcamalarının verimli ve yerinde kullanılması sağladı ve bu konuda öncü oldu.

Uluslar arası rekabet gücünün artırılması devlet tarafından oldukça önemsenen bir konuydu ve bu politikanın tek elden yürütülmesi için 1999 Nisanında Ulusal Bilim ve Teknoloji Konseyi (UBTK) kuruldu. Bu konsey ulusal teknoloji politikalarını belirlemek,genişletmek ve düzenlemekle görevlidir. Konseyin 19 kişiden oluşan üyelerinin başkanı Kore Başkanı, diğerleri ise bilim ve teknolojiyle ilişkili hükümet üyeleri arasından belirlenir. Bu konsey belirledikleri hedef doğrultusunda, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde dünyanın teknolojik olarak en gelişmiş 7 ülkesinden biri olmak için çalışmaktadır.

     1999 yılı baz alındığında Kore'de yapılan AR-GE yatırımı 10 Milyar dolardır ve bu Ülkenin GDP' sinin %2,46'sını oluşturmaktadır. Bu da Kore'nin teknoloji gelişimine ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir.

     Kore dünya İnternet ve teknoloji piyasasında oldukça iyi bir yer edinmiştir. Ülkede her 100 kişiden 52.9'u internet kullanmaktadır ki bu oran Amerika'da 50.8, Japonya'da 37.1'dir. ülke nüfusunun yarısının internet kullanması internetin bir yaşam tarzı olması ve hayatın her alanında kullanılmasına neden olmuştur.

     Ülkede teknoloji gelişimine ön ayak olan Samsung ve LG firmaları dünya cep telefonu piyasasının 4. ve 8. en büyük firmalarıdır. Mobil telefon haberleşme sistemlerinde dünya liderliğine oynayan bu firmalar özellikle Çin, Amerika, Vietnam, Avustralya ve Hindistan'da büyük bir pazar oluşturmuşlardır.

Ulusal Sporlar

Tekvando

Tekvando Kore'de yaklaşık 2000 yıldır kullanılan bir kendini savunma sanatıdır. Diğer savunma sanatlarıyla (Çinlilerin Kung-fu, Japonların Karate, yine Kore'nin hapkido ve dangsudo) benzerlikleri olan bu spor kollarla ve ayaklarla yapınla güçlü vuruşların üstüne kuruludur. Tekvando ustaları ise yaptıkları akrobatik hareketlerle, kırdıkları kalın tahta ve tuğlalarla, havada iki hedefe birden vurmalarıyla insanları etkilemektedirler

Tekvando diğer savunma sanatlarında olduğu gibi özellikle vücudun ve aklın gelişimi ve kontrolü üstüne odaklanmıştır ve bu onun diğer ülkelere de yayılmasının kolaylaştırmıştır. Yaklaşık 30 milyon insan 140 farklı ülkede bu sporu yapmaktadır.

     Tekvando onuncu Asya Oyunlarında oyun programına alınmış ve bu oyunlarda Koreli sporcular sekiz altın madalyanın yedisini alarak bu konuda ne kadar usta olduklarını göstermişlerdir. 1988 ve 19992 yaz olimpiyatlarında gösteri için yapılan tekvando Sydney'deki 2000 yaz olimpiyatlarında madalya verilen bir spor dalı olarak belirleniştir. 1940'ların sonuna doğru tanınmaya başlayan tekvando, özellikle başkan Syngman Rhee'nin Kore'de ulusal bir spor yaratma isteği ve çabasıyla oldukça tanınmıştır. Günümüzde her yerde rastlanan bu spor dalının ismi eski bir Kore savaş sanatı olan taekkyon'dan gelmektedir.

Cheongdo So Ssa-eum ( Boğa Güreşi)

     Kore'de yapılan bu boğa güreşi İspanya'da arenalarda yapılan güreşten farklıdır. İspanya'da arenada bir insan varken burada iki boğa dövüştürülür. Bu iki boğa birbirleriyle dövüşerek bir diğerini geri çekilmeye zorlar ve ilk geri çekilen kaybeder.

Ch'ajon-nori

     Taşralı halkı bir araya getiren bir oyundur. Bu oyunda grup tahtadan ve pirinç saplarından yapılan gemiyi omuzlarına alırlar, her grubun lideri geminin üstüne biner ve gemiler çarpıştırılır. Lideri gemiden düşen veya gemisi yere değen grup oyunu kaybeder. Chang-gi (Satranç)

     Bildiğimiz satranç oyununa benzemektedir. Tahtası, taşları ve kuralları biraz farklıdır. Stratejik bir oyundur. Kuralları çabuk öğrenilir fakat iyi bir oyuncu olmak uzun zaman alırHapkido

     Taekwondo kadar popüler olmayan bir çeşit kendini koruma sporudur. Yaklaşık 1300 yıl önce Üç Krallık döneminde ortaya çıkan bu spor Japon Akido sporuyla oldukça fazla benzerlikler taşır.

Hwa-t'u (git-dur)

     Kore'ya gidince trende, parkta, restoranlarda, barlarda, hemen hemen her yerde bu kartları görebilir yada oyun hakkında bir şeyler duyabilirsiniz. 2 yada 3 kişinin oynadığı bu oyunda yerdeki kartları alıp puan kazanıyorsunuz. Kore'de genelde para ile oynanır genelde 10 yada 100 won ortaya konur.

Jul T'agi (İpte Yürüme)

     Burada kişi ipin bir ucundan diğer ucuna yürür, yürürken zıplarlar, takla atarlar akrobatik gösterile yaparlar, aynı zamanda çevredeki izleyenlere şaklar yapar ve anlatırlar.

Paduk

     Japonların Go dedikleri bu oyun Kore'de oldukça yaygındır. 19x19 kareli bir zemin üstünde oynanır. Her oyuncu kendi taşlarıyla rakip oyuncunun taşlarının etrafını çevirmeye ve tahtada en fazla alanı almaya çalışır. En çok taş alan ve en fazla bölüm alan taraf oyunu kazanır. Bu oyun TV şovlarında, kablolu televizyonlarda ve bilgisayarlarda oldukça fazla bir ilgiyle oynanmaktadır.

Kültür KORE

TARİH

 

Balhae ile Birleşik Şilla

 

Koryo Krallığı

 

Çosan Krallığı

 

Japon İşgali ve Kore Bağımsılık Hareketi

 

Kore Cumhuriyetinin Kurulması

Üç Krallık Dönemi

Kore topraklarında yaşayan ilk insanların yaklaşık yarım milyon yıl önce buraya geldikleri tahmin edilmektedir. Fakat bilinen Kore tarihi İÖ 2333 yılında Kral Gojoseon tarafından kurulan krallık olarak bilinmektedir.

Kore'de genel olarak halk kabileler halinde yaşamaktaydı fakat daha sonra bu kabileler birleşerek krallıkları oluşturmuşlardır.

     Bu kabileler arasında Amnokyang ırmağı kıyısına yerleşen ve daha sonra krallık haline gelen ilk kabile Koguryo'dur. (İÖ 37 - İS 668) Koguryo Krallığı çevresindeki kabileleri himayesi altına aldıktan sonra Çin'in Lo-Lang bölgesini de 313 yılında ele geçirdiler.

     Koguryo Çin ile uğraşırken Ülkenin güneyinde çevresindeki kabileleri ele geçiren Pekçe Krallığı (İÖ 18 - İS 660) güçlendi ve topraklarını genişletti. Kral Kınçago (346-375) döneminde merkezileşmiş ve güçlü bir devlet haline gelmişti.

     Şilla krallığı (İÖ 57 - İS 995 ) ise yarımadanın en güneyine yerleşmiş ve bu üç krallıktan uzak az gelişmiş ve zayıftı. Coğrafi olarak Çin'e uzak olduğu için Çin etkilerinden uzak kalan bir krallık olmuştur.

Balhae ile Birleşik Şilla

     Şilla krallığı güçlenmeye başladıktan sonra ilk olarak komşusu Gaya krallığını himayesi altına almıştır. Şilla diğer iki krallık olan Koguryo ve Pekçe'yi ele geçirmek için de Çin ile işbirliği yapmış fakat Çin'de bu toprakları ele geçirmek isteyince onlarla da savaşmak zorunda kalmıştır. Şilla Çin'le olan bu savaşında başarılı olmuştur fakat Mançurya'da büyümekte olan Koguryo halkının kurduğu Balhae Krallığının kurulmasına engel olamamıştır.

Bahlea Krallığının yükselişi 9.yüzyılın ilk yarısında Kral Seol zamanında oluşmuştur. Bu dönemdeki Balhae Krallığı kuzeyde Amur ve Sungari ırmaklarından şimdiki kurulu modern Kore'nin kuzeyine kadar olan Mançurya topraklarına sahip olmuştur. Bu krallık 926 yılına kadar varlığını sürdürdü. Bu tarihte Mançurya'yı ele geçirip Çin'in kuzeyine kadar ilerleyen Kral Khitan tarafından ele geçirildi. Ülkenin önde gelenleri de Şilla'yı da ele geçiren Koryo Krallığına katıldı.

     Şilla Krallığı ise 8. yüzyılın ortalarında en güçlü dönemini yaşamıştır. Budacı olan bu krallıkta ayrıca Kore tarihinin önemli yapıtlarından biri olan Bulguksa tapınağı da yapılmıştır.

     Zamanla Buda Kültürü ki devlet üzerinde çok etkiliydi kralların lüks yaşama isteğiyle hevesiyle yozlaştı ve krallık yönetiminde de çatlaklara neden oldu. Bu devirde güçlenen Koryo hanedanına boyun eğmek zorunda kaldı.

Koryo Krallığı

     Şilla Krallığı son Pekçe Krallığını 900 yılında Jeonju'da ilan eden ve asi bir lider olan Gyeon Hwon tararından yıkılmıştı.

     Wang Geon o da asi liderlerden biriydi ve önde gelen ailelerin birinin oğluydu. Şilla krallığında çalışmıştı. Bu asi lider 934'te Pekçe Krallığını ele geçirmek için bir çok denemede bulundu ve 935 yılında Şilla kralı Gyeongsun'ın tahttan çekilmesiyle yönetimi ele geçirdi. Daha sonra yıllarda kolayca Kore yarımadasını ele geçirdi.

     Wand Geon sıradan bir insan gibi yaşayan biriydi. Şilla aristokratlarını dikkatlice yatıştırdı, Kral Gyeonsun'a devletteki en yüksek kademeyi verdi ve Şilla'nın büyük ailelerinden birinin kızı ile evlendi tüm bunlar onun kendi kurallarını ve istediğini yapması için ona olanak verdi.

Koryo Krallığını (918-1392) kurarak başına geçti. Tüm yarımadanın bu şekilde tek bir hükümetin yönetmesi, kültürel ve etnik bir toplumun oluşması uzun süreler bu bölgenin birlik içinde yaşaması için oldukça faydalı olmuştur. Bu birlik ve beraberlik onların Moğollara, Japonlara ve Khitanlara karşı kendilerini oldukça iyi savunmalarını bu bölgenin hakimiyetinin başkalarının eline geçmemesini sağlamıştır. Bu krallığın adı olan Koryo sözcüğü bugünkü Kore kelimesinin kaynağıdır. Kurulan bu krallık Budacı geleneği temel alan güçlü bir kültür ortaya çıkartmıştır ayrıca bilim alanında oldukça önemli çalışmalar yapmışlardır. Bunlardan en önemlisi ise Alman Gutenberg'den 200 yıl önce 1234 yılında hareketli metal harflerle dünyada ilk kez basım işinin yapılmasıydı. Yine bu dönemde Kore sanatçıları Budacı kutsal kitaplarını tahta kalıplara oyarak yazmayı başardılar. 80.000 den fazla olan bu tahta kalıplar Moğol işgallerinden kurtulmak için Buda'dan yardım istemek için yazılmıştı. Adı Tripitaka Koreana olan bu tahta kalıplar günümüzde Heinsa Tapınağında saklanmaktadır.

     Daha sonraki yıllarda Konfiçyusçular ile Budacılar arasındaki iç çekişmeler, yönetimdeki çekişmeler ve özellikle de 1231 yılında başlayan Moğol akımları sonucu oldukça zor dönemler geçirdiler. Bu dönemin sonunda Moğolistan'a bağlı olarak 100 yıla yakın bir süre yaşadılar.

Çosan Krallığı

     Koryo Krallığının sonuna doğru 1389 yılında politik ve askeri açıdan güçlü olan General Yi Seongye Kral Chang'ı (1388-1389) yılında tahttan indirdi ve yerine Kral Gongyang'ı (1389-1392) getirdi. Bununla da kalmayıp ülkede önemli reformlar yapmaya başladı. Koryo monarşisi ve soylu sınıfına karşı krallığın temel felsefesi olarak Konfiçyusçuluğu benimsediler.

1392 yılında kurulan bu krallık yönetim konusunda oldukça dengeli bir siyaset sistemi kullandılar. Devletin çeşitli kademelerinde görevlendirecekleri kişileri belirli bir sınav sistemi ile almaya başladılar, toplumsal gelişim ve düşünsel açıdan Konfiçyus'a dayanan bir toplum yaratmaya çalıştılar. Fakat bu oluşun sırasında aynı dikkat ve özen ticarete ve üretime yansımadı.

     Dördüncü Kral Second'un hükümdarlığı döneminde (1418-1450) büyük bir kültür ve sanat gelişmesi yaşandı. Kralın desteğiyle krallığın önde gelen bilginleri Kore alfabesi Hangıl'ı yarattılar. Kral Second'un aynı zamanda gökbilime de büyük ilgisi vardı. Yine bu dönemde önemli bilim adamları güneş saatleri, su saatleri, göksel küreler ve gökbilimsel haritalar yaptılar. Kral daha sonra yerini oğlu Munjong'a (1450-1452) bıraktı fakat onun ani ölümüyle 11 yaşındaki veliaht Danjong başa geldi. Genç kralın tahtta olduğu dönemde monarşinin gücü ortadan kayboldu ve bunu fırsat bilen amcası tahtı zorla elinden aldı. Kral Sejo ( 1455-1468) konfiçyusçuluğu destekleyerek krallığın layık olduğu yere tekrar çıkarmak için çalıştı ve onun vermiş olduğu uğraşlar bugün Kore yaşam biçiminin de temelini oluşturdu

1592 yılında Japonya Çin'e yapacağı akınlara yol açmak için Çosan Krallığını istila etti. Bu savaş döneminde Kore tarihinin önemli isimlerinden biri Amiral Yi Sunsin (1545-1598) Japonlara karşı koymak için Gebukson (kaplumbağa gemi) denilen dünyanın ilk zırhlı savaş gemilerini yaptırdı. Japonlar tüm yarımadanın güçlü savunması ve son olarak ta savaş Lortları Toyotomi Hideyoshi'nin ölümü üzerine Kore'den çekildiler. Bu savaş 1598 de sona erdi fakat Çosan krallığında oldukça büyük etkiler bıraktı. Ülkenin önde gelen sanatçıları, bilim adamları Japonya'ya götürülmüş yaraları sarmak için büyük bir çabaya girşilmişti.

     Savaştan sonra 17. yüzyılda Çosan krallığı büyük sosyal ve ekonomik değişikliklere tanık oldu. Bu, Krallığın maddi nedenlerden dolayı birçok reform yapmasına neden oldu. Tarım ve sanayide yenilikler yönetimde de birçok reforma gidildi.

     Kral Yeongjo (1724-1776) ve Kral Jeongjo'nun (1776-1800) benimsedikleri yansızlık politikası ve siyasi istikrar bu dönemde güçsüz olan yönetim otoritesinin kuvvetlenmesine ve ülkenin istikrarlı bir şekilde gelişmesini sağlamıştır. Yine bu dönemde bilginler için okullar kurulmuş ve bilimde önemli mesafeler kat edilmiştir. Bu bilim adamları tarım ve sanayi de önemli reformlar yapmayı uygun bulmuşlar fakat yönetim bunların bir çoğuna gereken önemi vermemiştir.

     18. yüzyılda ise yarımada sıkıntılı zamanlar yaşadı. Sel baskınları, kuraklık nedeniyle iyi hasat alınamadı ve bu açlığı, hastalıkları, kıtlığı beraberinde getirdi. Aşırı vergi alınması ülkede işçi sınıfının oluşmasına neden oldu. Bu zıt doğa ve sosyal terslikler ayaklanmalara ve ülkede karışıklıklara neden oldu, ancak ordunun devreye girmesiyle bu ayaklanmalar bastırılabildi.

Japon İşgali ve Kore Bağımsılık Hareketi

     1868 yılında Japonya Kore yarımadası üzerindeki istekleri doğrultusunda siyasi birtakım oyunlara başladı. Kore üzerinde kültürel birliktelik ,birlik beraberlik gibi düşüncelerle ülke üzerinde baskı oluşturmaya başladı. Avrupa ve birkaç Asya ülkeyi etkileri altına almaya çalışmaları Japonların bunu daha belirgin ve daha şiddetli yapmalarına neden oldu. Nihayetinde 1910 yılında Çin ve Rusya'ya karşı savaşını kazanarak ülkeyi istila etti ve burada sömürge yönetimi başlattı.

Bu sömürge yönetimi 1945 yılında Japonya'nın 2. dünya savaşını kaybetmesiyle sona erdi. Ama bu sömürge yönetimi Kore'de güçlü bir ulusal kimliğin birlik ve beraberliğin oluşmasını sağladı. 1 mart 1919'da Koreliler tüm ülkede büyük protesto gösterilerine başladılar. Bu protestolar binlerce insanın canına mal oldu. Bu, kurulan geçici hükümetle örgütlü bir silahlı mücadelenin başlamasıyla devam etti ve 2. dünya savaşında neticelendi.

     1 mart günümüz Kore'sinde ulusal bayram olarak kutlanmaktadır.

Kore Cumhuriyetinin Kurulması

     2. Dünya savaşında Japonların yenilgisi Kore tarafından büyük bir sevinçle karşılandı. Ama bu durum onlara bağımsızlık getirmedi . ülkede bir soğuk savaş başladı, ikiye bölünen ülke bağımsız bir hükümet kurmaya çalışırken ülkenin güneyi ABD, kuzeyi ise Sovyetler Birliği'nin işgaliyle karşı karşıya kaldı.

     Bu iki politik ideolojik düşünce 38. paralelin kuzeyinde ve güneyinde yine iki farklı politik ideolojiye sahip Kore ortaya çıkardı.

     15 Aralık 1945'te ABD,Sovyetler Birliği ve İngiltere Moskova'da buluştu ve ülke 4 güç (ABD,USSR, İngiltere,Çin) tarafından geçici olarak birleştirildi.

     1947 Kasımında Birleşmiş Milletler (BM) ülkede bir komisyon nezaretinde seçim yapılmasına karar verdi. Sovyetler Birliği bu karara uymayarak Kore'nin kuzey bölgesine BM Komisyonunu almadı. BM vermiş olduğu kararı değiştirdi ve sadece girebildiği bölgelerde seçim yapılmasını sağladı.

     10 Mayıs 1948'de 38. paralelin güneyinde ilk genel seçimler yapıldı. Bu seçimin sonunda Syngman Rhae başkan seçildi. Yine bu zamanda 38. paralelin kuzeyinde Kim II-Sung komünist bir rejim kurdu.

     25 haziran 1950 de Kuzey Kore 38. paralelin güneyine indi ve Güney Kore'yi işgal etti. Bu işgal için ortaya herhangi bir neden konmadı. Komünistler Rus yapımı T-3 tanklarıyla Daegu yakınlarındaki Nakdonggang nehrine kadar ilerledi. Güney Kore bu durum karşısında BM'den yardım istedi. 15 ülkenin askerlerinin katıldığı savaş 3 yıl sürdü. 27 Haziran 1953'te sona eren savaş arkasında harabe dönmüş bir yarımada bıraktı. 3 milyon Korelinin öldüğü savaştan sonra ciddi ekonomik, sosyal ve politik sorunlar ortaya çıktı 1948 yılında seçilmiş olan Başkan Rhae öğrencilerin etkili rol oynadığı bir ayaklanma sonucunda 1960 yılı Nisan ayında başkanlıktan çekildi.

     1960 Ağustosunda demokratik partiden olan Chang Myon hükümeti kurdu. Fazla uzun sürmeyen bu hükümet 1961 yılında general Park Chung Hee liderliğinde bir darbeyle devrildi. Park kurduğu konsey ile yönetimi eline aldı ve 1963 yılında başkan seçildi. Bu dönem Kore'nin hızlı bir kalkınma sürecinin başlangıcı oldu. Ekonomik yönden büyük bir büyüme sağlandı. Başkan Park'ın 1979 yılında bir suikast sonucu ölmesi bölgede sıkıyönetimin hakim olmasına ve bu dönem boyunca önce Choi Kyu-Hah'ın sonra da Chun-Doo Hwan'ın başkanlığıyla devam etti.

     1980 yılından sonra bölgede demokrasi yönünde ilerlemeler görüldü ve 1987 yılında halk kendi başkanını seçti. 1987 yılında bu yasayla eski bir general olan Roh-Tae-Voo başkan seçildi.

     1992'de demokrasi savunucusu olan Kim Young-Sam başkan seçildi ve 1997 yılında muhalefet partisinin seçimleri kazanması sonucu iktidarı Yeni Siyaset İçin Ulusal Kongre Partisi lirdi Kim Dae Jung'a devretti. Bu olay ile ilk defa Kore'de iktidar ile muhalefet barışçıl bir yoldan el değiştirmiş oldu.

Sinema

     Kore film yaşamı 1919 yılında başladı. Haklı İntikam adlı film bir dramaydı. 1923 yılında yapılan ilk konulu film ise Ayın Altındaki Yemin'di. 1920'lerde Japon zulmüne karşı yapılan Arirang filmi halk tarafından oldukça sevildi. Kore savaşının 1953 yılında bitmesinden sonra film endüstrisi gelişmeye başladı, fakat yaklaşık 10 yıl kadar devam eden bu gelişim televizyonun hızlı yükselişi nedeniyle durma noktasına geldi. Bu süreç 1980'lerin başına kadar devam etti. Genç ve yetenekli yönetmenlerin başını çektiği bir grup bu dönemde film endüstrisine oldukça önemli katkılar yaptı. Hazırlanan filmler Londra, Venedik, Berlin, Tokyo, ve daha birçok film şenliklerinde gösterilip tanındı ve önemli ödüllere layık görüldü.

     Cannes Film festivalinde gösterilen ilk Kore Filmi ise 2000 yılında yarışan İm Kvon-Tek'in yönettiği Cunhgyangcon (Çunhyang'ın Öyküsü) oldu. Bakhasatang (Naneli Şeker) Filmi de 35. Carlo Bivari Film Şenliğinde üç ödül aldı.

     Kore'de Halkın yoğun ilgisi ve bazı film şirketlerinin etkisiyle burada da film şenliklerinin düzenlenmesine başlanmıştır. Bunların arasında Pusan Uluslar Arası Film Şenliği ile Puçın Uluslararası Fantastik Filmler Şenliğidir.

     200'den fazla şirketin bu endüstride olduğu yapılan çalışmalar hala daha yeterli düzeye ulaşmamıştır.

Tiyatro

Kore tiyatrosu ise tarih öncesi dönemin dinsel törenlerinin etkisi altında kalmış, müziğin ve dansın içi içe olduğu bir yapıya sahiptir. Geleneksel tiyatro türünün en önemli örneği dans, şarkı, öykü, yergi ve gülmece içeren maskeli bir dans olan Sandenori yada Talçum'dur. Bunların yanında halk sanatçılarının ortaya koyduğu kukla oyunları Pansori'ler oldukça ilgi görürdü ve bunlar pek sık olmasa da günümüzde de gösterilmektedir.

     Maskeli dans ve öteki tiyatro sanatlarından farklı olan Sin-geuk ise 1092 yılından itibaren sergilenmeye başlandı. Batı türü bir tiyatroya ise ilk kez 1908 yılında Seul ev sahipliği yaptı. Daha sonraları japonya'da tiyatro incelemesi yaparak yurda dönenlerin oluşturduğu "Hiokşindan" ve Munsusong" tiyatro toplulukları yeni akım estirmeye başladılar. Sinpa isimli bu oyunlar askeri, siyasi sonraları ise polisiye konular sahnelediler.

     1920'li yıllarda tiyatro sanatının önde gelen kişilerinin kurduğu Tovolhoe, tiyatro sanatına öncülük edip 1930'lara kadar adından çok söz ettirdi. 1940 ve 1950'lere gelindiğinde ise toplumsal ve siyasal karışıklığın etkisi ve yine sinema ve televizyonun gelişimi bu sanatın etkisini zayıflattı.

     1970'lere gelindiğinde ise bazı genç sanatçılar maskeli dans oyunları, şaman törenleri ve pansori'ler gibi eski geleneksel tiyatronun biçimlerini inceleyip bunu günümüze taşımaya gayret göstermişlerdir. Günümüzde Seul'ün merkezinde bulunan Tehangno Caddesindeki tiyatrolarda bu tür gösteriler sergilenmektedir.

Resim

   Kore halkının estetik duygularını ve yaratıcı gücünü yansıtan Kore resim sanatı, Üç Krallık döneminden (İÖ 57 - İS 668) günümüze kadar olan süreçte oldukça büyük değişim ve gelişim gösterdi. Üç Krallık döneminin en güzel örnekleri Koguryo mezarlarının duvarlarında ve tavanlarında olan yapıtlardır. Koguryo'nun hareketli ve ritmik resimlerine karşın, Şilla'nın daha çok düşünceye yönelik ve titiz eserleri vardır. Şilla'nın resim sanatı ise 7. yüzyıldan itibaren oldukça gelişim göstermiştir.

Kore resim sanatının altın çağının başlangıcı diyebileceğimiz bölüm ise Koryo (918-1392) dönemidir. Bu dönemin sanatçıları tapınaklara yaptıkları resimleri oldukça gelişmiştir ve Budacıların bez üzerine yaptıkları resimler ise Kore Budacılığının gelişimini sağlamıştır.

     Çosan dönemi boyunca ise, önemli ressamlar zengin ailelerin istekleri doğrultusunda doğa resimleri yapmaya başladılar. 18'inci yüzyılın sonlarında ise sanatçılar gündelik yaşama yöneldiler. Dini duygular içermeyen resimler yapan bu sanatçılar " tür resmi" denen yeni bir akım başlattılar.

Sanatçılar daha sonraki süreçte halktan alınan ilham ve görüntülerle tablolarının renklendirmesi, tablolarına sıradan insanların yaşantısına, umut ve düşüncelerine yer vermesi resim sanatının geleneksel sınırlardan kendisini kurtarmasına ve daha çok ilgi görmesine olanak tanımıştır.

     1910'da Japon işgaliyle birlikte ise batının yağlıboya resim tekniklerinin etkinliğini artırması, geleneksel Kore resim sanatının canlılığını yitirmesine yol açmıştır.

     1945'te bu Japon yönetimini kalkması geleneksel Kore resminin yeniden canlanmasını sağlamıştır. Avrupa ve Birleşik Devletlerde eğitim görmüş birçok Koreli sanatçı bu çağdaş sanatın kendi ülkelerinde tanıtımında önemli rol oynamıştır.

     1950'lerde kurulmuş olan ve bir hükümet kuruluşu olan Ulusal Sergi Salonu Kore sanatının gelişiminde önemli bir rol oynadı. Bu sergi salonunda eserlerini yayınlamak isteyen sanatçılar daha çok modern sanat eserleri ortaya koydular. Geometrik soyutlamalar ön plana çıktı.

     1980'lere gelindiğinde ise sanatın toplumsal sorunlarla ilgili mesajlar vermesi gerektiği düşüncesi hakim olmaya başlamıştı.

     1995 yılında yapılan Uluslararası Kvangcu Bienali, Kore Sanatçılarını uluslar arası sanat dünyasının önde gelen sanatçılarıyla bir araya getirdi.

     Günümüz Kore'sinde ise hem geleneksel alanda hem de modern resim alanında çalışan birçok sanatçı kendilerine dünya sanat literatüründe önemli yer edinmişlerdir.

Müzik ve Dans

     Müzik ve dans Kore halkı için 3 krallık devrinden başlayan süreç boyunca daha çok bir dinsel tapınma aracı olarak kullanılmıştır.

     3 Krallık dönemi 30'dan fazla müzik aletinin kullanıldığı bir dönemdir. Bunların en önemlilerinden biri o zamanlar Çin'de bulunan Jin Hanedanlığında kullanılan yedi çengelli zither'e alternatif olarak yapılan ve Koguryo Hanedanlığından Wang San-Ak tarafından yapılan Hyeonhakgeum ( Siyah Uzun Zither)'dur. Bir diğeri ise 42-562 yılları arasında Gaya hanedanlığında kullanılan ve daha sonra Ureuk tarafından Şilla hanedanlığında kullanılan 12 telli gayageum (Gaya Zither'i)'dur. Günümüz Kore'sinde hala kullanılmaktadır.

Koryo hanedanlığının müzik kültürü ise kuruluşundan sonra bir süre Şilla'nın devamı olarak sürdü fakat zamanla bunu çeşitlendirdiler. Bu hanedanlıkta zamanla 3 farklı müzik kültürü oluştu. Bunlardan ilki Çinde bulunan Tang Hanedanlığı müziği anlamına gelen Goryeo-Dangak, köy müziği olan Hyangak ve saray müziği olan Akk. Çosan Hanedanlığından kalan Koryo'nun da kullandığı bazı müzikler günümüz Kore seremonilerinde hala atalarına olan saygının bir simgesi olarak kullanılmaktadır.

     Müzikte olduğu gibi Koryo hanedanlığı geleneksel dansını da 3 krallık döneminden almıştır. Bununla birlikte özellikle Çin'de bulunan Song Hanedanlığından da aldığı birçok dini ve saray halkına hitap eden dansı da bu kültüre eklemiştir.

     Çosan hanedanlığı sırasında, müzik özellikle dini törenlerde önemli bir yer tutmuştur. Bu doğrultuda konusu müzik olan iki bölüm kurulmuş ve müzik metinlerinin bir düzene koyulması için çalışmalar yapılmıştır.

     Tüm bunların doğrultusunda 1493 yılında müziğin kanunu olarak adlandırılan Akhakvebım yazıldı. Bu kitapta sarayda çalınacak müzik üçe ayrılıyordu: tören müziği, Çin müziği ve halk şarkıları. Özellikle Kral Second döneminde birçok çalgı geliştirildi. Saray müziğinin yanı sıra din dışı, geleneksel müzikler; dangak ve hyangak'ta varlılarını sürdürdü.

Hak dansları arasında yer alan çiftçi dansı, şaman dansı, keşiş dansı , özellikle Sandaenori olarak bilinen maskeli dans ve kukla dansı Çosan hanedanlığının ileri dönemlerinde halk tarafından çok sevildi.

     Müziği, dansı ve öyküyü bir araya getiren maskeli dans, şamanistik öğelerde içerdiğinden halkın her kesimi tarafından ilgiyle karşınanıyordu. Ayrıca sahnede zengin kısmın alay konusu olarak alınması halkın buna olan ilgisini biraz daha artırıyordu. Kore'nin geleneksel halk danslarında, Konfiçyus ve Budacı etkiler oldukça ön plandadır. Konfiçyus etkisi baskıcı bir eğilim gösterir. Budacı etkilerin ise saray ve şaman danslarında görüldüğü üzere daha ılımlı bir hava vardır.

     Bu geleneksel dansların büyük bir bölümü Japonların sömürge yönetimi esnasında, 1960 ve 1970'li yıllarda hızlı sanayileşme ve kentleşme sürecinde unutulmuştur. 1980'li yıllarda ise halk bu eski gelenekleri canlandırmak için birçok çalışma yapmaya başlamıştır. Yaklaşık 56 tane olan bu eski saray danslarından günümüzde sadece birkaç tanesi bilinmektedir.

     Bu canlandırmayı desteklemek için devlette bir takım çalışmalar yapmıştır. Bu danslardan Şilla döneminden, Cheoyongmu (maske dansı), Koryo döneminden Hakmu ( turna kuşu dansı), Çosan döneminden, Chunaegjeon (Baharda öten bülbül dansı) varlıklarını devam ettirebilmek için devlet tarfından " Dokunulmaz Kültürel Miras" olarak adlandırılmış ve bunu günümüze taşıyan sanatçılara da geleneksel sanatlar ve el sanatı ustalarına verilen en önemli ödül olan "insanlığın kültürel değerleri" unvanı verilmiştir.

     Modern dansın ülkede gelişiminin ilk adımları ise Japon sömürge yönetimi esnasında da bu çalışmaları yapan Jo Taek-Won ve Choe Seung-Hi tarafından atılmıştır. Bağımsız Kore'nin kurulmasından sonra kurulan Seul Bale Topluluğu (1950) bale ve modern dans sergileyen ilk topluluk oldu.

Kore batı müziğiyle ilk olarak 1893 yılında Hıristiyan ilahisiyle tanıştı ve bu 1904 yılından itibaren okullarda öğretilmeye başlandı. Daha sonraları ise batı melodileriyle söylenen Changga ( Çanga) ülkenin her yanına yayıldı.

     Kore'nin bağımsızlığına kavuştuktan sonra kurulan ilk batı tarzındaki orkestra Kore Filarmoni Orkestrası Derneği oldu. Günümüz Kore'sinde Seul ve diğer illerde yaklaşık 30 orkestra vardır. Bu müzik gelişimi Koreli müzisyenlerin de dünyada birçok yerde adlarını duyurabilmelerini sağlamıştır. Bunlar arasında en çok dikkati çekenler Chung üçlüsü, şef piyanist Chung Myung-Whun, viyolonsel sanatçısı Chung Myun-Wha , ve kemancı Chung Kyung-Wha'dır.

     Şarkıcılar arasında ise sopranolar Jo Su-Mi, Shin young-Ok ve ong Hye-Gyong uluslar arası müzik dünyasında önemli yer edinmişler, New York'taki Metropolitan Operasında baş rollerde oynamışlar ve dünyaca ünlü müzik şirketleri tarafından plakları yapılmıştır.

     Kore'nin geleneksel müzik ve sanatını korumak ve geliştirmek için 1951 yılında Kore Geleneksel Sahne Sanatları Merkezi kuruldu ve 1993 yılında Seul Güzel Sanatlar Merkezinde kurulan Kore Ulusan Sanatlar Enstitüsü Müzik Okulu ise de batı biçimi bir konservatuar olarak eğitim vermeye başlamıştır.

Lezzet Kore

Kore Mutfağı

     Kore yemekleri besleyici, vitamini bol ve genellikle düşük kalorilidir. Sebze ağırlıklı bir mutfak olduğundan dolayıdır ki kilo almaktan korkmadan herşeyi yiyebilirsiniz. Kore mutfağında öne çıkan tadların başında bol kırmızı biber ve sarmısak gelir. Ayrıca yemeklerin lezzetini artırmak için çeşitli baharatlar, soya sosu, susam yağı ve zencefil de kullanırlar.

Kırmızı biberin 17. yüzyılda Kore mutfağına girmesiyle birlikte Kore yemeklerinde yeni bir dönem başladı diyebiliriz. Koreliler kırmızı biber sayesinde balıkları ve sebzeleri günlerce saklamanın yolunu buldular, ve bu şekilde Kimchi ortaya çıktı.

     Koreliler'in geleneğinde yemekleri arka arkaya servis etmezler, bütün yemekler aynı anda masaya konur. Ana yemek her zaman çorba, pilav ve kimchi ile tamamlanır. Soya sosu, susam yağı, sarmısak ve baharatlarla marine edilmiş ızgara dana eti olan Pulgogi Kore mutfağının önemli tatlarından birini oluşturur.

Keşfet Kore

Doğa Güzellikleri

     Kore'de 20 tane Ulusal Park bulunmaktadır. Bu parklar oldukça geniş bir alan yayılmakta ve içerisinde nehirler, dağlar, eski yapılar, tapınaklar barındırmaktadır.

     Bu parklarda macera severler için çok güzel yürüyüş ve tırmanma parkurları içerir. Bazı parklarda ekolojik dengenin bozulmaması için birtakım kısıtlamalar mevcuttur. Bu parklara giriş ücreti 1000 won-2500 won (1.500.000-3.500.000 TL.) arasında değişmektedir.

Jirisan Ulusal Parkı

     Jirisan Dağı Jejudo'dan sonra ülkenin en yüksek ikinci noktasıdır. Çok geniş bir alana yayılmış olan parkın en yüksek noktası 1915 m yüksekliğindedir ve Cheonwangbong'da bulunur. Çok yüksek ve çok güzel manzaraların olduğu parkta yüksek noktalara deneyim ve uygun araç gereçleri olmayan kişilerin tırmanmamalarına izin verilmemektedir..

     Doruk noktasını kaplayan bulutlar ve el değmemiş ormanları ve akarsularıyla Jirisam görkemli bir doğa güzelliği sunmaktadır. Ayrıca dağın yamaçlarında, Hwaeomsa, Cheoneunsa ve Ssanggyesa tapınakları ve daha birçok tarihi yapının bulunmaktadır.

Gyeongju Ulusal Parkı

     Gyeongju, Şilla Krallığına yaklaşık 1000 yıl başkentlik yapmış birçok tarihi binayı ve insan eliyle yapılmış eseri barındıran bir vadidir. Şilla krallığı zamanında özellikle 670'li yıllarda şehir dünyanın önemli kültür merkezlerinde biri olma yolunda hızla gelişmiştir. Bu bölgeye sahip olduğu tarihi eserler ve hazinelerden dolayı "duvarları olmayan müze" adı verilmiştir.

     Ayrıca doğa güzellikleriyle de ülkenin önemli parklarından biridir.

Gyeryongsan Ulusal Parkı

     Bu dağ sıralarının horoz başlı ejderhaya benzemesinden dolayı bu isimle anılmaktadır. Çok uzun süredir Şamanizm'in merkezi olarak biline bu park Daejon ilinin hemen batısındadır.

     Bu park önemli iki tapınağa ev sahipliği yapmaktadır. Bunlardan ilki sonbaharda sararan yapraklarla harika bir görünüme sahip olan Gaspa tapınağı, diğeri ise dağın doğu yamacında yapılmış olan Donghaksa tapınağıdır.

Hallyeo Ulusal Parkı

     Tek deniz parkı olan Hallyeo Denizcilik Ulusal Parkı daha çok Hallyeosudo Su yolu olarak bilinir. Yaklaşık 100 km uzunluğundaki bu su yolu Geojedo adasından, Busan'ın güneydoğusundaki Yeosu'nun güneyine kadar olan alanı kaplar

Gyeongju Ulusal Parkı

     Gyeongju, Şilla Krallığına yaklaşık 1000 yıl başkentlik yapmış birçok tarihi binayı ve insan eliyle yapılmış eseri barındıran bir vadidir. Şilla krallığı zamanında özellikle 670'li yıllarda şehir dünyanın önemli kültür merkezlerinde biri olma yolunda hızla gelişmiştir. Bu bölgeye sahip olduğu tarihi eserler ve hazinelerden dolayı "duvarları olmayan müze" adı verilmiştir.

     Ayrıca doğa güzellikleriyle de ülkenin önemli parklarından biridir.

Gyeryongsan Ulusal Parkı

     Bu dağ sıralarının horoz başlı ejderhaya benzemesinden dolayı bu isimle anılmaktadır. Çok uzun süredir Şamanizm'in merkezi olarak biline bu park Daejon ilinin hemen batısındadır.

     Bu park önemli iki tapınağa ev sahipliği yapmaktadır. Bunlardan ilki sonbaharda sararan yapraklarla harika bir görünüme sahip olan Gaspa tapınağı, diğeri ise dağın doğu yamacında yapılmış olan Donghaksa tapınağıdır.

Hallyeo Ulusal Parkı

     Tek deniz parkı olan Hallyeo Denizcilik Ulusal Parkı daha çok Hallyeosudo Su yolu olarak bilinir. Yaklaşık 100 km uzunluğundaki bu su yolu Geojedo adasından, Busan'ın güneydoğusundaki Yeosu'nun güneyine kadar olan alanı kaplar

Bu park yaklaşık 400 ada ve adacık ile küçük kayalıklardan oluşmaktadır, oldukça düzensiz olan sahil yapısı, bir deniz gezisiyle görülmeye değer kaya formasyonları ve mağaralar oluşturmaktadır.

     Bölgenin önemli bir değeri de tarihi açıdan bulunmaktadır. Kore'nin ünlü Amirali Yi Sun-Sin 16. yüzyılda Japonlarla yapmış olduğu deniz savaşlarını bu bölgede yapmıştır. Amiral bu savaşlarda ilk kez demir zırh ile kaplı gemileri "kaplumbağa gemi" (geobukseon) bu savaşlarda Japon gemilerine karşı kullanmış ve başarılarıyla Kore tarihinde önemli bir yer edinmiştir.

Seoraksan Ulusal Parkı

     Yaklaşık 345 km2'lik bir alana sahip olan bu park verimli yeşil vadileriyle, granitten oluşmuş dağ doruklarıyla, görkemli şelalelerle, tapınaklarıyla ve sıcak su kaynaklarıyla meşhurdur. Burada bulunan Seorak-dong tatil köyünde pansiyonlar, oteller, kamp alanları, dükkanlar, irili-ufaklı parklar ve halka açık birçok mekan bulunmaktadır.

     Başka bir önemli ve ilgi çekici yer Biseondae kayalığıdır. Burası düz bir kayalıktır ve Korelilerin inanışına göre melek cennete buradan yükselmiştir.

     Ulusal parkta ayrıca sindirim hastalıklarına iyi gelen Osaek Su pınarı vardır.

 Songnisan Ulusal Parkı

     Daejon'un kuzeybatısında yer alan bu park, Kore yarımadasının ortasında turistlerin en çok rağbet gösterdikleri yerde bulunur.

     Kayıtlara göre parkta bulunan Beopjusa Tapınağı 553 yılında yapılmış ve yaklaşık 3000 keşiş barındırmıştır. Ayrıca tapınağın yanında yerden 33 metre yüksekliğe ulaşan Maitreya Buda heykeli yer almaktadır.

Hallasan Ulusal Parkı

     Jejudo adasında bulunan, ülkenin en yüksek noktası olan Hallasan dağı 1950m yüksekliğindedir ve birçok bitki çeşidine ev sahipliği yapmaktadır. Dağın tepesinde de bir krater gölü bulunmaktadır. Dağın kenarında oldukça verimli topraklar, ormanlar, güzel villalar ve adanın çevresini kaplayan harika kumsallar bulunmaktadır. Dağa çıkan 1100 yolu ziyaretçiler için eşi bulunmaz güzellikler sergilemektedir. Dağın karlı tepesi ve bu tepeyi kuşatmış olan bulut adanın her yerinden görülmektedir.

Gayasan Ulusal Parkı

     Gayasan Dağları (1614 m) tarihi yerleri ve doğa güzellikleriyle oldukça ünlü bir yerdir. Burada bulunan Haeinsa tapınağı, Yangmun Şelaleleri ve Hangnyudong vadisi sonbaharda görülmeye değer güzellikler oluşturmaktadır.

     Haeinsa Tapınağı Kore'de en çok bilinen tapınaktır. Oldukça önemli sanatsal eserlerin bulunduğu bu bölgede 90 yapı vardır. Haeinsa tapınağında 1251 yılında tamamlanan yaklaşık 80.000 tahta kalıp bulunmaktadır. Moğol işgaline karşı Buda'dan yardım istemek için yazılmış bu tarihi kalıplar 1995 yılında UNESCO tarafından korunması gereken Dünya Mirası Listesine alınmıştır.

Naejangsan Ulusal Parkı

Sonbaharda kırmızıya boyanan Akçaağaçlarıyla meşhur parkın ortasında Naejangsan tapınağı ve bunu çevreleyen Naejangsan dağları (763m) bulunmaktadır. Parkın diğer bir önemli noktası ilk baharda kiraz ağaçlarının çiçek açmasıyla muhteşem bir manzaraya bürünen Baegyangsa Tapınağı ve onu çevreleyen Baegyangsa dağlarıdır. (741m)

Deogyusan Ulusal Parkı

     Bölgede bulunan Deogyusan Dağlarının (1614m) güzelliği Muju Gucheondong vadisindeki 33 farklı akarsuyla daha da artmaktadır. Ayrıca bölgede bulunan Mutu kayak merkezi de burayı tatilciler için oldukça çekici bir hale getirmektedir.

Tripitaka Koreana Tahta Kalıpları

     Janggyeongpanjeon, Heinsa Tapınağında Tahta kalıpların saklandığı depodur. Heinsa tapınağındaki birçok savaş ve yangından etkilenmemiş bu eski depo 1488 yılında Çosan hanedanlığının (1392-1910) ilk dönemlerinde inşa edilmiştir.

     Tripitaka Koreana yüzyıllardır burada hiçbir özelliği bozulmayacak şekilde korunmuştur. Mimarisindeki güzelliğin yanı sıra yapımı sırasında tasarlanan havalandırma sistemi, sıcaklık ve nem kontrol sistemleri bu yapıyı diğer mimarilerden ayırmaktadır.

Buradaki yazılar Budist kutsal kitabının günümüzdeki en ayrıntılı, en geniş derlemesini oluşturmaktadır. Bu yapıt Koryo Hanedanlığı (918-1392) döneminde 1236 - 1251 yılları arasında 81380 tahta kalıp oyularak hazırlanmıştır. Bu yapı 52 milyondan fazla karakteri olan, Çin Ou Yang-hsiu elyazısı sanatıyla yapılmıştır. Tahta kalıplardaki karakterlerin her biri tektir ve o zamanın sanatına ve oyma tekniğine göre harika bir yapıya sahiptir. Her bir tahta kalıp 69.5 cm eninde ve 23.9 cm boyundadır. Genelde 23 satırdan oluşan yapıtların her bir satırında 14 karakter vardır.

     Bu kaynak Budizm için oldukça önemlidir. Buradaki yazılar İngiltere'de, Amerika'da, Fransa'da, Almanya'da ve daha birçok merkezde Budizm hakkında kaynak olarak kullanılmaktadır.

     Bu tarihi zenginlik UNESCO tarafından da dikkate alınmıştır. UNESCO, Dünya Mirası Listesinde Kore'nin tarihi hazinelerine de yer vermiştir. Bu tahta kalıpların ve yine bu tahta kalıpların korunduğu yer olan Heinsa tapınağındaki Janggyeongpanjeon'unda yer aldığı bu listede, sekizinci yüzyıl Bulguksa Tapınağı ile Seokguram Mağarası; Seul'deki Çongmiyo Türbesi ile Çangdokkung Sarayı ve Suvon'daki Hvasong Kalesi bulunur.

Adınız :
Mailiniz :
Yorumunuz :
Doğrulama Kodu :