Göl Nedir Göl Çeşitleri Nelerdir Türkiyede Göller

Göl Nedir Göl Çeşitleri Nelerdir Türkiyede Göller

Göl, karalar üzerinde çeşitli nedenlerle çanaklaşmış alanlarda biriken su kütleleridir. Göllerin genellikle deniz ve okyanuslarla bağlantısı yoktur. Göller, yeryüzündeki tatlı suların %87'sini oluştururken göllerin karalar üzerinde kapladığı alan %2'dir.

Göller, yer altı ve yer üstü sularıyla beslenmektedir. Göl suları acı tatlı sodalı ve tuzlu olabilmektedirler. Bu farklılığın nedenleri; iklim koşulları, beslenme kaynakları, gölün bulunduğu arazinin yapısı, gölün büyüklüğü, derinliği ve gideğeninin (göl ayağı) olup olmamasıdır.

Beslenme kaynağı güçlü olan göller fazla sularını bir gideğen yardımıyla denizlere boşaltır. Sularını dışarıya bir gideğen yardımıyla boşaltan göllerin suyu tatlı, sularını dışarıya boşaltamayan göllerin suyu ise acı veya tuzludur.

Türkiyede Göller

Türkiye nin yeryüzü şekillerini çeşitlendiren ve ona daha da güzellik veren varlıklardan biri de göllerdir. Memleketimizde büyüklü küçüklü çok sayıdaki göllerin yüzölçümü 9243 km² yi bulur. Bu göllerden 50 ye yakını 10 km² den daha büyüktür. Sayıları 70 i geçen, kimi zaman geçici gölcükler olarak daha da çok olanların yüzölçümü ise 250 km² ye yaklaşır.

Türkiye nin gölleri çok farklı büyüklükte ve derinliktedir. İçlerinde Van Gölü 3738 km² yüzölçümünde ve 100 m. ye yaklaşan derinlikte olanı bulunduğu gibi, yüksek dağlarda ve karstik bölgelerimizde orta ölçekli haritalarda bile gösterilemeyecek kadar küçük göller de vardır. Ancak, bu pek küçük göller içinde çok derin olanları da bulunmaktadır. Buna karşılık, yüzölçümü çok fazla görünen Tuz Gölü (1642 km²) gibi bazı büyük göllerde derinlik çok yerde 2 m. yi geçmez. Sadece Koçhisar kasabası güneyindeki bölümünde 10 m. ye yaklaşır. Bu durumuyla Tuz Gölü yılın uzun süren kurak mevsiminde çok çekilerek küçük bir göl ve yer yer tuzlu bataklıklar halinde kalır, yağışlı mevsimde yayvan çanağına yayılarak büyük bir göl görünüşü alır.

Doğal göllerimiz, n bir kısmının ayağı vardır ve bu yol ile fazla suları denize ulaşmak üzere boşaltılır. Bir kısım göllerimizin ise ayağı yoktur ve fazla suları ya yayılmak suretiyle gölün büyümesine yol açar, ya da kenarları yüksek yerlerle çevrili ise göl seviyesinde belirgin kabarmalar olur. Böylece sözgelişi Sapanca Gölünün fazla suları çark suyunun yoluyla Sakarya ya dökülerek gölün seviyesi normale yakın bulunurken, ayağı olmayan Van Gölünün seviyesi yükselmektedir. Gerçekten Van Gölü ne oldukça kuvvetli dereler ve çaylar bolca su getirir, buharlaşma ise nispeten azdır. Bu yüzden gölün suları, özellikle son 100-150 yıl içinde yükselmiş.

Türkiye Göllerinin Meydana Gelişi, çeşitli olaylara bağlı bulunarak, birbirinden farklı oluşlar gösterir. Göl sularının birikmesine yer veren çanak nasıl oluşmuş ise;göl de oluşması bakımından o soydandır:

Doğal Göller

Doğal göller iç ve dış kuvvetlerin etkisiyle oluşan çukurluklarda su birikmesiyle oluşan göllerdir.

Doğal Göl Çeşitleri,

1-Tektonik Göller
Gölün oluştuğu yerde daha önce bir yerkabuğu çöküntüsü olmuşsa, göl çanağının esası bu yol ile hazırlanmış demektir.Böyle yerkabuğu kırılmaları ve bükülmeleri yoluyla oluşmuş çanaklardaki göllere tektonik göller adı verilir.Her tektonik çöküntü yerinde göl bulunması gerekmez.Çünkü göl, birikebilecek suların bulunduğu ve bunların birikebileceği çanak biçimi şartının mevcut olduğu yerlerde oluşur.Böyle göllerin sayısı Türkiye de çoktur (30 kadar göl böyledir).

2-Volkanik Göller
Bir kısım göller de vardır ki, yanardağ püskürmeleri ve patlamaları sonunda meydana gelmiş bulunan çukurlarda (çanaklarda) suların birikmesinden doğmuştur:Krater gölleri, kaldera gölleri, maar gölleri gibi.Memleketimizde bu türlü göller de çoktur.

3-Buzul Göller 
Bir kısım göller de vardır ki, bunlar geçmiş yakın bir devirde buzlar altında kalarak bu buzların yeri aşındırması ve oyması nedeniyle küçük çanaklar doğmuş buralarda sular birikerek gölcükler oluşmuştur. Türkiye nin buzul aşındırmasına uğramış yüksek dağlarında bu göllerden çok sayıda vardır.

4-Karstik Göller
Kalker ve jips gibi eriyebilen taşların kalın tabakalar halinde bulunduğu yerlerde oluşmuş bulunan çanaklar içinde de suların birikmesi halinde çoğunca yanyana birçok göller teşekkül etmiştir ki, bunlar karstik göllerdir. Türkiye de karstik göllerin sayısı çoktur. Hele yağışlı mevsimlerin ardından da bu olaylara yer veren bazı dağlarımızda bunlar geçici göller halinde  sayılamayacak kadar çoğalır.

5-Set Göller
Birçok göllerimizde vardır ki, önleri herhangi bir şekilde bir set ile kapanmış bulunan ve böylece çanak şekline girmiş olan eski çukurluklar içinde suların birikmesiyle o gibi yerlerde çeşitli büyüklükte göller oluşmuştur. Bunlara setleşme gölleri denir. Türkiye de sayıları çok olan böyle göllerin oluşmasında set işi gören engelin çeşidine göre farklı adlar verilir:

Baraj gölü, eski zamanlardan beri insanlığın su ihtiyacını karşılamak ve tarımsal alanların sulanması amacıyla inşaa edilen su yapılarıdır.

Tatlı Su Balıkçılığı

Makaralı oltalar bulunmadan önce, misina bir mantar ya da tahta parçasına elle sarılırdı. Balık oltaya takıldığında balıkçı seri hareketlerle balığı kıyıya çekerdi. Ama bu tür avlanma kolay değildi, misinanın dolaşması, düğüm olması gibi sorunlar yaşanırdı.

Oysa makaralı oltayla avlanmak çok kolaydır. Makara misinanın sarılmasını ve gerekirse gevşetilmesini kolaylaştırmıştır. Örneğin oltaya yakalanan balık sert hareketlerle direnirse makaradaki misina boşaltılarak balığa yol verilir. Balığın yorulup hareketlerinde yavaşlama görülünce, misina yeniden makaraya sarılarak balık çekilir. Ama makaralı oltayla balık avlarken, misinayı ne zaman boşaltıp ne zaman makaraya saracağını bilmek gerekir. Ayrıca misinanın da bir dayanma gücü vardır. Hızlı bir akıntıda balığın çekiş gücü karşısında bunu da hesaba katmak gerekir. Büyük bir balık yakalandığında, onun direnme gücünü kırmak için arada bir misinayı gevşetmek ve balığa yol vermek gerekir. Bunun sonucunda yorulan balık daha kolay çekilebilir.

Avlanmanın önemli noktalarından biri, uygun olta iğnesi seçmektir. Avlanacak balığa göre, değişik büyüklük ve biçimlerde iğneler vardır. Ama bütün olta iğnelerinin ucunda, balığın ağzına saplandıktan sonra çıkmasını engelleyen bir damak (çengel) vardır. İğnelerin sapında da genellikle bir halka bulunur. Hayvan bağırsağından, naylon ya da çelik telden yapılmış "köstek" bu halkadan geçirilerek iğneye bağlanır.

Balıklar çeşitli yemlerle avlanır. Canlı ya da cansız yemler, iğnenin ucundaki damağa geçirilir. Balığın doğal besini olan böcekler, solucanlar, küçük kurbağalar ya da avlanacak balığa göre çok küçük balıklar, en çok kullanılan canlı yemlerdir. Cansız yem olarak ise hamur, ekmek içi, haşlanmış buğday, peynir gibi yiyecekler ya da tüy parçası, yapay sinek gibi yapay yemler kullanılır.

Oltayla balık avlamak ustalık ister. Avlanacak balığın bulunabileceği yeri, suyun yüzeyinde ya da dibinde mi olduğunu bilmek gerekir. Öte yandan oltayı balığın yem aradığı yere atabilmek ya da indirebilmek gerekir. Örneğin sombalığı ve alabalık dışındaki bütün tatlı su balıklarını avlamak için olta dibe bırakılır. Sombalığı, alabalık, gölgebalığı, tatlı su kefali ve kızılkanat avlamada yaygın olarak sinek oltası kullanılır. Yapay sineği uzağa atabilmek için kamışın çok esnek olması, ucunda da kalınca bir misina bulunması gerekir. Oltanın ucuna bağırsak ya da naylondan yapılmış 2-3 metre uzunluğunda bir beden, bedenin ucundaki iğneye de tüy parçaları, kürk, ipek ve parlak tellerden yapılmış yapay sinek bağlanır.

Kültür balıkçılığı nedir

Kültür balıkçılığı; balık ve diğer su organizmalarının, besin veya diğer amaçlar için yetiştirilmesidir. Günümüzde, Dünya'daki balık ve diğer su ürünlerinin %13'ü kültür-balıkçılığından sağlanmakta iken, bu oran büyük (yıllık %6-7) hızla artış göstermektedir. Bu ise kültür-balıkçılığının; halihazırda Dünya'daki en hızlı büyüyen bir gıda sektörü olduğu anlamına gelmektedir. Kültür-balıkçılığındaki üretimin çoğunluğu; yaklaşık olarak 200 adet tür ile gerçekleştirilmektedir. 

Kanada, İskandinav ülkeleri ve Avrupa Birliği ülkeleri hayvansal protein ihtiyacı için ümitlerini kültür balıkçılığına bağlamış durumdalar. Ülkemizde kanatlı hayvan üretimi önemli boyutlarda olsa da Balık gibi besin değeri yüksek bir besin maddesinin gerilerde kaldığını görüyoruz. 900 bin ton kırmızı et, bin 110 ton kanatlı üretimimiz var. Ancak ihtiyaç bunun çok daha üstünde. Bu açığı kültür balıkçılığı ile kapatmak için 170 bin ton kültür balığı üreten Yunanistan bize milyonlarca dolarlık yavru balık satıyor. İtalya ise 245 bin ton üretim yapıyor. AB, bu iki ülkeyi destekliyor. ABD, fast-food'dan kaçıyor, kültür balıkçılığına yöneliyor. 2013 yılında önde gelen kültür balığı üreticilerinden biri olmayı hedefliyor.

Adınız :
Mailiniz :
Yorumunuz :
Doğrulama Kodu :